ANAL FİSSÜR

Anal fissür, en sık görülen iyi huylu anorektal hastalıklardan biridir . Anal ağrı ve kanamanın da yaygın nedenidir. Çoğunlukla sert bir dışkının geçişiyle anodermde meydana gelen travmanın ortak bir başlatıcı faktör olduğu düşünülmektedir. Ancak ishal, vaginal doğum gibi travmalardan veya Crohn hastalığı, Granülomatöz hastalıklar ve cinsel yolla bulaşan bazı hastalıkların seyrinde de gözlenebilir.
Anal fissürünen yaygın yerleşim yeri arka orta hattaki anodermdir. Kadın hastaların %25’i ve erkek hastaların %8’inde fissürler ön orta hatta yerleşmiştir. Hastaların %3’ünde hem ön hem de arka hatta aynı anda mevcuttur. Yanal yerleşimli fissürler atipiktir ve ikincil bir hastalık mutlaka araştırılmalıdır.
Anal fissür akut ve kronik olarak sınıflandırılır. Akut anal fissürü olan hastalar 8 haftadan daha kısa süreli semptomlara sahiptir. Kronik anal fissür semptomlarıysa 8 haftadan uzun sürer.
Hastalar genellikle istirahatta görülen ancak dışkılama ile şiddetlenen anal ağrı ile ortaya çıkar. Defekasyon sonrası kanama da gözlenebilir
Defekasyon ile tetiklenen ve sonrasında saatler süren anal ağrı öyküsüne dayalı olarak anal fissürden şüphelenilir. Buna sıklıkla anal kanama eşlik eder. Tanı çoğunlukla fizik muayene ve klinik öykü ile konulur. Atipik yerleşimli fissürler veya kolorektal malignite riski yüksek hastalarda anal fissür semptomatik tedavisinden sonra endoskopik inceleme mutlaka yapılmalıdır.
Anodermde oluşan yırtılma sonucu oluşan ağrı ve kanama döngüleri sonrasında iç sfinkterde oluşan spazm ile fissürün oluştuğu alanda zaten az olan kan akımının iyice azalmasına ve iyileşmenin zorlaşmasına yol açarak bir kısır döngüyü tetikleri. Bu nedenle iyileşmede esas olan bu kısır döngüyü kırmaktır.
Tedavide en önemli basamak sağlıklı bağırsak alışkanlığının sağlanması, ishal veya kabızlığın önlenmesidir. Bu nedenle yüksek lifli diyet ve yeterli sıvı tüketilmelidir.
Bir fissürün kalıcılığı tipik olarak anal spazm veya yüksek anal basınç ile ilişkilidir. Anal fissür tedavisinde tercih edilen tedavi ne olursa olsun amaç anal sfinkter spazmını kırmak, yeterli doku kanlanmasını sağlamak ve bunun sonucunda anal mukozanın yırtılmasını önleyerek fissürün iyileşmesini desteklemektir. Bu çerçevede beslenme önerileri ve sıcak su oturma banyoları gibi destekleyici tedavilere ek olarak topikal ajanlarla, botilinum toksin enjeksiyonu ve cerrahi tedavi seçenekleri arasındadır. Hastaların kendi özelinde değerlendirilip tedavi kararının verilmesi önemlidir. Fekal inkontinans cerrahi sonrası hayat kalitesini etkileyen önemli risklerden biridir. Genel popülasyonda %2 oranında anal fissür cerrahisi (lateral internal sfinkterotomi) sonrası fekal inkontinans oranı bildirilmekle birlikte cerrahi işlem sonrası inkontinansın çoğu geçicidir. Cerrahi başarı oranıysa 3 haftalık sürede %95’tir.













© Doç.Dr.Osman Civil. Tüm Hakları Saklıdır.